Yedi güzel adam… Yedisi de birbirinden güzel adam, yedi mükemmel şair yedisi de birbirinden mükemmel şair. Aynı lise sıralarında karşılaşmış, aynı kaderi yaşamış ve hep arkadaş olarak kalmış tekrar birleşip çok güzel eserler meydana koymuş yedi güzel arkadaş, yedi güzel şair… Bu yedi güzel şair Maraş’ta tanışmış aynı sıralarda okumuştur. Birbirlerinin en iyi arkadaşı olmuştur. Peki, kimdir bu yedi güzel adam hangi şairlerdir? Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören,Alâeddin Özdenören, Sait Zarifoğlu, Akif inan ve bu grubun ikinci öykücüsü olarak sonradan dahil olan kişi Ali Kutlay. Sezai Karakoç’unda yedi güzel adamdan biri olduğu tahmin ediliyor ama kesin bir şey yok. Bu yedi arkadaş ilk önce lise yıllarında “Hamle” dergisini çıkardılar. Bu dergide başladı her şey. Bu bir lise dergisi olmasına rağmen yazarlar ihtimamla, özenle yazdıkları için çok tutan bir dergi olmuştu. Daha sonra yazarlarımız üniversite yıllarından sonra tekrardan bir araya geldiler. Bu defa yazarlarımızın amacı hem o toplumun güncel sorunlarını dile getirmekti hem de sanat yapmaktı.

Bu yüzden “Mavera” dergisini çıkarmaya karar verdiler. Bu dergi onların buluşma noktası oldu. Bu dergide asıl amaç sanat yapmanın yanı sıra insanlara o anki sistemin yanlışlıklarını düşündürerek öğretmekti. Bu yedi şairin tekrardan toplandığı zaman ise 1975. Yani Maraş’ın iç karışıklık yaşadığı zamanlar. Bu zamanı biraz anlatmak gerekirse “Kahraman kent” olarak anılan Maraş’ta iç oyunlar oynandı bir anda insanlar Alevi-Sünni, Sol -Sağ olarak ayrıldılar. Bu da bazı iç çatışmalara sebep oldu. İşte bu zamanda bu yedi şaire çok iş düşüyordu. Onlar Maraş’ın aydınlık yüzü oldular ve maraşı bilinçlendirmek için harekete geçtiler. Ve halkı aydınlatırken bize bugün dahi örnek alınacak eserler bıraktılar. Yedi güzel adam, yedi güzel şair, yedi farklı dünya.
Yedi adam biri bir gün,
Bir kan gördü,
Gereğini belledi,
yari alsa koynuna,
Ayırmaz kanı yanından,
Beyaz haberlerim var kardeşlerim,
Bir güzel ince gelin,
Kabartır göğsünü toz duman içinde,
Gelinliği durur çıkartıp bıraktığı yerde,
İçerlerden bir taşlı tarladan,
Kaynayan nehrin gözünde,
Unutmuş gelin alınlığını,
Avuçları sıcacık yumulu bedenine dayalı,
Kalın bilekli badem topuklu,
Seyirtir o ince gelin,
grevlilere şifalar götürmek için.
Soy ismi gibi zarif olan Cahit Zarifoğlu ile devam etmek istiyorum.

Yedi güzel adamın zarif şairiydi o.Onu anlamak her zaman zordur. Onu anlamak için sadece okumak yetmez. O somut olan şeylere yazmaktan ziyade buz dağının görünmeyen kısmına şiir yazdığını ifade eder. O beynen ve ruhen hep bir arayış içindedir bu aramışlık onun şiirlerine de yansır. Bunların yanı sıra şiirlerinde bile zariftir. Kafasındaki kelime hazinesi dikkat ettiyseniz hazne demedim hazine dedim çünkü bir hazneden ziyade onun kelimeleri bir hazinedir.Onun kelime hazinesi bugün bile tartışılır. Kendi içinde çok farklı dünyası olan bir şairdir.
Yedi güzel adamın şiir avcısı lakaplı şairidir Erdem Bayazıt. Bu lakabı almasındaki sebeb ise “iyi bir şiiri tek bakışta teşhis etmesiydi.” onun için böyle söylüyor Rasim özdenören. Üniversitede her ne kadar başka bölümlerdede bulunmuş olsa da Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Baya bir süre yoluna edebiyattan devam etmiştir.
Bir diğer şairimiz ise Nuri Pakdil dir Kudüs Şairi olarak bilinir bunun nedeni ise Kudüs’ü yüreğinde yanan bir yangın olarak görmesiydi. Onun için Kudüs dünyanın hiçbir zaman bitmeyecek bir sorunuydu. Ve o yangın Pakdil’in kalbinde hiç sönmedi hep devam etti. 2019 yılında ölen şair kendinden sonraki nesile hep örnek oldu .
Rasim özdenören Yedi Güzel Adamın öykücüsüydü genellikle öykü yazardı.Şiir de yazmıştır ama genel anlamıyla öykücüdür.Aladdin Özdenörenle kardeştir.
Sait Zarifoğlu, Cahit Zarifoğlu’nun abisidir. Sadece bir buçuk yaş büyük olmasına rağmen herkes ona “Baba Sait “der. Çünkü o kardeşine abilikten çok babalık yapmıştır. O da kardeşi gibi şairdir.
Akif İnan aslında Urfalıdır lise hayatına da orda devam etmektedir. lakin bazı sebeplerden ötürü Kahramanmaraş Lisesine sürgün edilmiştir. orda da yedi güzel adamla tanışmıştır hatta onlardan biri olmuştur.
Ali Kutlay gruba sonradan dâhil olmuştur o da öykü yazarıdır. Bir yandan da hukukçudur.
İşte bu yedi adam hem maraşın tarihine renk kattı hem de insanları sonsuz bir uyanışa yönlendirdi. Böylece Maraş “Şairler Kenti” olarak anılmaya başlandı. Yedi Güzel Adam sıradan kişiler değildi, yedi güzel adamın verdiği savaş,mücadele hepimiz içindi. Onlar bizi ,hatta bugünümüzü düşündüler. Bize de onların verdiği mücadeleyi hatırlamak elimizden geldiğince herkese bahsetmek düşer.

“Susmanın kalesine sığınıyorum
Önümde karanlıktan duvarlar
Sırtımda insan yüklü bir gök var.”
Adil Erdem Bayazıt …

Sena Nur Köroğlu

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir