İnsan hayatının birçoğunu aynalar önünde geçirir. Biz fark etmesek de her sokakta her odada bizi yansıtan vücudumuzun görünüşünü beynimize ileten bunu bize tasavvur ettiren vitrinler, siyah camlar ve dahi aynalar vardır.
Duygularımızı hiçbir zaman tam anlamıyla yansıtamayız. Bazen kendimizden kaçarız, bazen de karşıdakinin vereceği tepkiden korkarız. Arkadaşlarımızdan utanır, ailemizden çekiniriz . Bize göre doğru olan, bizi heyecanlandıran, iyi hissettiren bazı şeyleri dışa vurmak gereksiz gibi gözükür, duyguları yastık altı ederiz belki de. Önceliğini duygularına veren insanların bile kendine anlatamadığı dışa vuramadığı hatta bırakın birilerine anlatmayı, gönlündekini kendi kulağına duyuramayan birçok insan vardır. İşte aynalar burada girer devreye. Diliniz istediği kadar inkâr etsin ya da hiç dönmesin, kulaklarınız duymamazlıktan gelsin, gözleriniz hiçbir zaman yalan söylemezler size, bu yüzdendir insanoğlu; çok vakit geçirir aynalar karşısında kendini izlemeyi sever. Dinlemeyi ister ama asla dillendirmez, duyurmaz. Her gerçeği olduğu gibi tüm çıplaklığı ile sakınmadan kaçmadan gösteren yansımalarımızdır, bu aynalar hiçbir zaman yanılmazlar, gerçekleri saklamazlar her şeyi olduğu gibi yansıtırlar. Bu aynalara bazen sokak ortasında bazense evimizin en ücra köşesinde ihtiyaç duyarız.
Peki sonra? Kaçtığımız şeyleri kaybedince elimizden kayıp gidince bu duygular körelince ne kalır geriye? Hiç koca bir hiç işte o zaman sokaklar manasız olur odaların aynalarına düşman kesiliriz. Yanılmayan aynalar duygularınızı size sizden daha net gösterir gözlerinizi kaçırsanız bile. Ve kaybettiklerinizi daha sert çarpar yüzünüze tek çare kaçmak olur bakmadan yürümek görmeden ilerlemek. Umudu sandıklara, hisleri toprağa hapsederiz duygulardan sakladığımız kişiliğimizden bedenimize hapsettiğimiz doğrulardan kaçıp daha sağlam basıyoruz zannederken son adımı hep uçuruma atarız, köksüz fikirsiz hissiz duygusuz bir hayat süreriz.
Aynalardan kaçmak değildir çözüm istediğimiz kadar bakmayalım yüzümüze en büyük yüzleşme gece yastığa başımızı koyduğumuzda başlamaz mı gecenin sessizliği size nasıl sevdiğinizi nasıl korkmadığınızı haykırmaz mı sabahları yanlış diye nitelendirdiğiniz hisleriniz geceleri tüm çıplaklığı ile gelir oturur da yatağın ucuna siz aynasız gerçekleştirirsiniz yüzleşmeyi.
Kaçmak saklanmak çözüm değildir gerçek duygular hissedildiği müddetçe sevgi korkmadan yaşanacak, kendinizden kaçmayın bu bir çözüm değil savruluştur.

Cesaretli olmak korkularınız ile yüzleştiğinizde değil onları kabul ettiğinizde olur.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir