Sosyal yaşamın her aşamasında kadının önemi şüphesiz çok büyüktür. Meşrutiyete kadar kadının toplumsal yaşamdaki rolü siliktir. Kadınlarımız bu silik rolü canlandırmak için üstün bir çaba sarf ederler. Yine ev kadınlığının devamı olan temizlik, hemşirelik, öğretmenlik gibi alanlarla başlarlar işe. Nihayet 1873’de ilk kadın öğretmenin atanması, 1881’de kadının ilk defa kamusal alanda konuşma yapması gibi olaylarla, kadının sosyal ve kamusal alanda göz önünde olması ile edilgenlikten çıkmaya başlar.
İlk kadın romancımız Fatma Aliye Hanım kadının kimliğinin değişmesini çalışma hayatına atılmasına bağlar. Udi romanı ile de destekler. Romanda Bedia, çocukluktan itibaren ud eğitimi almıştır. Ancak Mail onu aldatana kadar bunu kullanmaz. Bundan sonraki yaşamını müzik öğretmenliği yaparak geçirir. Bedia’ya göre kadın; babası ya da eşi olmadan da ayakta durabilir. “Babam bana acımaz da istikbalimi böyle mahvederse, el adamı acıyacak değil ya!” (Aliye, 2019)
Yine aynı tipleme Çalıkuşu’nda da göze çarpar. Kâmran kendisini aldatınca Feride, Anadolu köylerinde öğretmenlik yapmaya başlar. Burada dikkatimi celp eden bir başka husus da kadına yakıştırılan öğretmenlik mesleğidir. Çoğu romanda kadın kahramanlar öğretmendir.
Kadının eğitimine önem veren yazarlarımızdan Halide Edip, eğitimli kadınların akılları ve kalpleri arasında kalarak kendilerini heba ettikleri Handan ve Yeni Turan romanları ile karşımıza çıkar. Handan kalbinin sesini dinlemiş ve aklını yitirmiştir. Kaya ise erkek gibi yetiştirilmiş ve sonunda dava kadını olabilmiştir. Erkek gibi yetiştirilmesi yine bir erkeğin yönlendirmesidir. Kendi prensiplerini bilen bir kadın olmasına karşın yine de Handan gibi mutsuz olmuştur. Nihayet Halide Edip’in kahramanlarında Ateşten Gömlek’ in Ayşe’si tam anlamıyla dava kadını olmuş; bilgisi, kültürü ve savaşçı oluşuyla erkeğin önüne geçebilmiş ve hatta erkeklerde hayranlık uyandırabilmiştir.
Postmodernist bir roman olan Kırmızı Saçlı Kadın’da kadının ahlakî tutumuna değinilir. Kadının giyimi, yaşayış tarzı, mesleği hatta saçının renginin bile kadının ahlakı hakkında bilgi verdiğinden bahseder. “Fransızca ve İngilizce çeviri oyun metinlerinden ve kitaplardan bulduğum, kırmızı saçlı kadının Batı’da öfkeli, kavgacı, huysuz kadın anlamına geldiğini gösteren birkaç sayfa okuttum Turgay’a, ama aldırmadı. Bir kadın dergisinde, bir Avrupa gazetesinden olduğu gibi alınmış “Erkeklere Göre Kadın Tipleri” diye bir yazı vardı.

Kırmızı saçlı kadının güzel resmi altında, “esrarengiz ve öfkeli” yazıyordu. Dudakları, havası bana benziyordu. Dikkatle kesip duvara astım, ama kocam resimle ilgilenmedi. Bütün solcu ve enternasyonalci pozlarına rağmen fazlasıyla yerliydi kocam. Ona göre, bu ülkede kırmızı saçlı kadın şu veya bu nedenle çok fazla erkekle birlikte olmuş kadın demekti. Bir de saçlarını bilerek kırmızıya boyuyorsa, bu kimliği bilerek seçiyor demekti bu. Tiyatro sanatçısı olmam, suçumu ancak bir çeşit oyuna dönüştürerek hafifletiyordu.” (Pamuk, 2017). Bu satırlardan toplumun kadına bakışının siyasi görüşlerle de ilgili olduğunu anlıyoruz.

Sümeyye Asıl

Yorumlar

  1. Sedanur Kılıç 27 Kasım 2020 at 1:27 pm

    Mükemmel bir yorumlama tarzı….
    Okurken hiç sıkılmadım bu tarz yazıların devamını bekliyorum 😻

    Cevapla
  2. Murat 28 Kasım 2020 at 6:16 pm

    Anlatım gayet akıcı ,cümle kurgusu güzel gelecek vadeden bir anlatım tebrik ederim.

    Cevapla
  3. Mustafa Tavşan 29 Kasım 2020 at 10:47 am

    Hatırlatıcı güzel bir yazı olmuş,kendi dusuncelerine de yer vermen dikkati cekb ediyor. Başarılar dilerim

    Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir