Kasım ayı gelince içimi kaplıyor bir hüzün..
Sizin de öyle oluyor mu bilmiyorum ama hiç eskimeyen eksilmeyen Neşet Ertaş’ı açıp, yağan yağmuru izleyip düşüncelere dalarım. Bir ritüel gibi oldu sanki..
Evet bugün Neşet Ertaş’a değineceğim. Hazır Kasım ayı gelmiş, yağmur yağmaya başlamışken..
Bu aralar hep özlemekten yana dem vuruyorum. Özlemek ne sahiden?
Hiç yaşamadığı hisleri, ânları,anıları da özlemez mi insan?
Peki ya yaşayıp da geride bıraktığı hatıralar mıdır en çok özlenip hatra gelen?
Özlemek herkes için farklı şekillerde ifade ediliyor bence.
Neşet Ertaş ne güzel ifade ediyor bakın,

Ben ağlarsam ağlayıp, gülersem gülen
Bütün dertlerimi anlayıp, gönlümü bilen
Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen..

Nasıl bir özlem var, nasıl bir hasret..
Ağladığında yanında görmek ister ya insan en sevdiğini, hiç anlatmasa da anladığını ve seni yargılamadığını bildiğin, gönlün onu arıyor ama o yok ya hani..
Özledim diyemiyorsun da, gönlüm seni arıyor neredesin diyorsun.
Bak ben seni özledim, yazamıyorum, arayamıyorum, sesini duyamıyorum, kendimi anlatamıyorum, çırpınıyorum da seni arıyor gözlerim. Belki bu bir çift gözüm çarpsa sana içimdeki kanat çırpan yaralı kuş sakinleşecek, belki ağlayan gözlerimin yaşı dinecek, belki sesini duysam, hiçbir sesi hiçbir tonu işitmeyen kulağımın pası silinecek, nerdesin sen!

Ah özlemek işte , nasıl anlatılır, nasıl ifade edilir bilmiyorum. Hoş, bilsem de Neşet Ertaş gibi ifade edebilir miyim?

Sice de çok güzel değil mi ? Ceylan gözlüyü beklemek, özlemek, hissedememek..
Zaten hasretler sevdaya dahil değil midir?
Seveceksin, buram buram özleyeceksin, sesini duymak isteyip, yüzünü görmek isteyip hiçbirini yapamayacaksın..
Böyle sevmek daha güzel değil midir? Gönlün arayacak , özledim diyemeyeceksin de gönlüm hep seni arıyor diyeceksin.
Gel diyemeyeceksin de “nerdesin sen?” diyeceksin..
Gelecek mi peki ?
Sanmam, giden gelir mi ?
Gelse bile geldiğinde özlem biter mi ?

Ah bu özlem.. nereden tutarsam tutayım elimde kalan özlem..
Aslında bir çift kelime..
Seni özledim, sesini, bakışını, gülüşünü, yağmur altında yürüyüşünü..

Velhâsıl özlemek herkes için farklı bir şekilde ifade ediliyor. Ama çoğumuz özlediğimizde ifade edemeyiz ve boğazımızda düğüm olur cümleler. Bu yüzden bu yazıyı tamamlamayacağım, yarım kalsın.
Tıpkı özlemimizin, ifade edemediğimiz kelimelerde yarım kaldığı gibi..

Yorumlar

  1. Büşra Küpeli 7 Kasım 2020 at 11:49 am

    Bu yazıda o kadar kendimi buldum ki anlatamam. Yüreğine ve kalemine sağlık… 🤗

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 7 Kasım 2020 at 3:35 pm

      Onûre ettiniz.Çok teşekkür ederim.🌸

      Cevapla
  2. Ayşegül 7 Kasım 2020 at 4:04 pm

    Bir özlem, hasret ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi tarifi zor olan özlemi bu kadar derin ve anlatan yüreğinize sağlık. Yazan elleriniz dert görmesin, dilerim Rabbim yolunuzu bahtınızı açık etsin. Kaleminizi keskin kılsın okuyan herkesin yüreğine işlesin benim yüreğime işlediği gibi…

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 7 Kasım 2020 at 4:30 pm

      Günümüzde hasret ve özlem duygularının varlığından bir haber yaşamamak ve üzerine düşünmek/ düşündürmek istedim. Yüreğinize dokunmak beni çok mutlu etti. Değerli yorumunuzdan ötürü teşekkür ederim.

      Cevapla
  3. Mehmet 7 Kasım 2020 at 5:32 pm

    Hasret kalmaksa hayatta bana kalan baki! bu yazı hayatımı anlatıyor sanki !

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 10 Kasım 2020 at 12:59 pm

      Hayatlarınıza dokunmak, sizi anlattığım hissini uyandırmak beni onurlandırdı. Teşekkür ederim. 😊🌸

      Cevapla
  4. Adeviye+Betül+Seçilmiş 16 Kasım 2020 at 9:29 pm

    Neşet Ertaş seslendiriyor sanki yazınızı öyle bir duygu yoğunluğuyla okudum, üstada özlemide bir kez daha hissettim, kaleminize sağlık…

    Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir