“Sevmek” bu kelime sizce de çok derin manaları taşıyan bişey değil mi? Evet derin manaları var ama sevmek ne demek? Hayatın boyunca kurduğun hayallerdeki kişiyi beklemek mi? İlk gördüğün anda kalbinde oluşan o minik sızı mı?Yoksa imkansız dediğinin, gerçek olması ihtimaline tutunmak mı?

Sevmek sizce bunlardan hangisi? Bence sevmek; bütün imkansızları imkâna dönüştüren. Kalbinde oluşan minik sızıyla birlikte hiç gelmeyecek olanı beklemek…Evet bence sevmenin tarifi bu. Çünkü geçen gün bir ayrılık hikâyesine şahit oldum. Okudum, izledim, hafızamda canlandırdım ve kendimi karakterlerin yerine koydum. Bu hazin ayrılığı sizinle de paylaşmak istiyorum. Bu hikaye ile daha çok anlayacağız ki sevmek, aslında vuslatı mahşere bırakmak ve dönmeyecek olanı beklemek…

Uzun süreli ve evliliği çok mutlu giden bir çiftten bahsediyorum. Her şey güzel giderken günlerden bir gün adamda aşırı halsizlik, aşırı yorgunluk gibi belirtiler belirmeye başlıyor. Adam, rutin yaşamına engel olacak bu yorgunluktan bitap düşmüş haline dayanamayarak hastaneye gidiyor. Tahliller, testler derken, adam ileri evre kansere yakalandığını acı bir tecrübe ile öğreniyor. Kanser o kadar ilerlemiş ki, gizli tümör gibi belirtilerini geç gösteren, ve yakaladığını bırakmayacak şekile gelmiş. Adam elbette ki yıkım yaşıyor. Çünkü o kadar güzel giden bir evliliği var ki, onu o kadar çok seven bir eşi var ki. Bu hastalığı ona nasıl söyleyeceğini bilemiyor. Çünkü aslında kendisi de bunu kabullenmiş değil henüz. Daha sonra düşünceli şekilde hastaneden ayrılıyor. Hastalığı ilerlemiş ve tedavi için geç kalınmış. Çok hazin değil mi? Adam akşam eve geliyor, eşi her zamanki gibi onun için sevdiği yemekleri yapmış, sofrayı hazırlamış onu bekliyor. Adam her şeye daha detaylı, her şeye daha önce bakmadığı açıdan bakmaya başlıyor. Aslında günlük karşılaştığı rutinleşen bir akşam yemeği.. Ama adam hastalığından öleceğini ve belki de son akşam yemekleri olduğunu düşünerek bakıyor. Eşine hiçbir şey belli etmiyor elbette. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Adam o gün sabaha kadar düşünüyor.”Eşimin yıkım yaşamaması için ne yapmalıyım?” Sonra aklına bir anda onunla iletişimlerinde aksaklık ve değişim yaşarsa, eşi ondan ayrılır ve o ölmeden önce ayrılmanın acısını yaşayabilir düşüncesine kapılıyor. Ertesi sabah uyandığında, kahvaltısını yapmadan evden çıkıyor ve eşine akşam için hazırlanmasını onu yemeğe götürmek istediğini söylüyor. Kadın ne yapsın hevesli hevesli hazırlanıyor. Bilmiyor ki, eşi ona ayrılma istediğini söyleyecek… Akşam oluyor,yemeğe gidiyorlar. Adam yavaş yavaş konuya giriyor. “Düşündüm de biz birbirimize anlayış gösteriyoruz ve bu yüzden güzel evliliğimiz var sanıyoruz. Ama ben anlayış göstermekten, kibar olmaktan, evliliğin sorumluluklarını kaldırmaktan yoruldum. Sence de ayrılmamız ikimiz için de doğru olmaz mı?” Eşi şaşkın, sorguluyor. Nasıl yani her şey bundan ibaret mi? Kadın bir iki sorguladıktan sonra, ben seninle ayrı iken de seni sevmeye varım diyor. Ama adamın ciddi olduğunun hâlâ farkında değil. Sonra yemekten kalkıp dışarı çıkıyorlar. Eve gitmek için.

Kadın: Neden böyle garip şakalar yapıyorsun, gerçekten ayrılmak istiyorsun sandım. Çok garip bir geceydi ama güzeldi.

Adam: Şaka değildi ciddiyim, seni eve bırakıp otele gideceğim. Kadın bir şok daha yaşıyor ve ağlayarak onu ne kadar sevdiğini söylüyor. Ama ne fayda. Adam kararını verdi. Aslında o da istemiyor ayrılmak. Ama ölünce üzmek yerine ben ölmeden benim yokluğuma alışmalı diye düşünüyor. Kavuşmaları mahşere kalacak…O akşam, adam kadını eve bırakıp gidiyor. Kadın ağlayarak, düşüncelere dalıyor. Onun kokusu, onun gülüşü, onun bakışı bir daha olmayacak…Bu ayrılığın fikri bile onun canını yakarken şimdi ayrılığı iliklerine kadar yaşıyor.. Evet hikaye kısaca bu şekilde, daha sonra ne olduğundan ziyâde, kadının bu ayrılıktaki hislerini kendimde içselleştirdim. Hissettiklerini, düşündüklerini ve söylemek istediklerini. Kendimi onun yerine koydum ve o gün ayrıldığının acısı ile anlatmak istediği özlemini kendimce yazmaya çalıştım.

Ah bir de seni unutamamak var. İçimde koca yara barındıran, herkese karşı boyumdan büyük duvarlar ördüren, ah bir de içimde sen var. İçinde dünyaları barındıran. Seninkeyken bütün dünyayı keşfediyor hissi uyandıran. Bütün bahar bahçeleri önüme serdiği düşüncesine kapılmamı sağlayan.Ah bir de sen var yokluğunun dirhem dirhem sızlattığı, içimde hıçkırıklarımda boğulurken dışarıdan bütün baharı yaşıyor rolü yapmanın. Ne zor sevdiğim ne zor. Bir özledim diyememek, burnumdaki kokunu, gözümün önüne gelen gülüşleri, sesinde işittiğim her bir tonu, hafizama kazıdığım bakışını ve kalbime gömmeye çalıştığım, aklımdan silmeye çalıştığım seni. Ah ne zor sevdiğim. Unutmak zorunda olmak. Kavuşmayı asıl gerçek hayata bırakmak. Seni ahirette beklemek..Hayatta iken olmayacağını bildiğim, içimi acıtan bu ayrılığın vuslatını mahşere bırakmak..

“Bu ayrılığın vuslatını mahşere bırakmak… “

Yorumlar

  1. Ayşenur 19 Ekim 2020 at 3:53 pm

    Çok aşırı beğendim okurken sanki anı yaşadım gibi çok aşırı akıcı kalemine sağlık canım benim

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 19 Ekim 2020 at 4:46 pm

      Hissettirebilmiş olmak beni de mutlu etti. Çok teşekkür ederim.

      Cevapla
  2. Zehra 19 Ekim 2020 at 9:23 pm

    Yine kalemin ve kelimelerin dur durak bilmiyor. İnsan uzun yazıları çoğu zaman okumak istemez ama senin sayende uzun yazılara olan ön yargımızın yok olduğuna inanıyorum 🌼 eline emeğine sağlık 🌼♥️
    Tek kelimeyle MUHTEŞEMSİN👌♥️

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 20 Ekim 2020 at 12:51 pm

      Çok teşekkür ederim. Uzun yazılara olan önyargıyı yok edebildiysek ne mutlu bize. 😊 Kıymetli yorumunuz için ayrıca teşekkürler. 💐

      Cevapla
  3. Beyzanurr 20 Ekim 2020 at 8:19 am

    Sahte aşkların ,içi boşalmış sevdaların, “seni seviyorum” yalanlarının oldugu, merhametten bir haber olan insanlarin olduğu bir zamanda yaşıyoruz malesef. Aslinda bu zamanda gercek sevdalardan bahsetmek zor. Ama öyleleri varki onlar sadece sevdalarını değil hayallerini umutlarını mutluluklarını kısaca herşeylerini mahşere bıraktılar. Çünkü onlar aşkın, sevdanın, mutlulukların sonsuz olanını istiyorlardı. Onlar sonsuzu istiyorlardı….
    Kalemine yüreğine sağlık bitanem,güzel yürekli

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 20 Ekim 2020 at 1:02 pm

      Evet maalesef öyle bir zamana denk geldik. Sonsuzu istemek düştü hikayedeki kadına da, bize de…
      Yorumun için çok teşekkür ederim ablacığım. 💐💞

      Cevapla
  4. Zeynep Yalçın 20 Ekim 2020 at 1:38 pm

    Benim hayat hikayeme cok benzer bir yazı olmuş…Hikayeyi okuduğumda bian kendi hayatımda yaşadıklarım geldi aklıma ve anı yaşadım sanki☺Yüreğine,eline ve kalemine sağlık❤

    Cevapla
    1. Aybuke Selda Çınarlıdere 20 Ekim 2020 at 2:54 pm

      Çok teşekkür ederim, hayat hikayelerine ve gönüllere dokunabilmek ne mutlu 😊 Bazen vuslatlar mahşere bırakılmalı. 💐

      Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir