Geçmişten günümüze kadar toplumumuzdaki ataerkil sorunu, kadınların bir hiç yerine konması Levayih-i Hayat eserinde de karşımıza çıkmıştır. Toplumsal sorunlardan olan kadının evlilikteki yeri; karşılıklı, düzenli bir karı-koca ilişkisi yaşamaması ön plandadır. Beş kadının yaşadığı durumları mektuba dökerek birbirlerine kocaları ile ilgili yaşanan durumlar anlatılmaktadır. Eserde okuyucuya yazdığı mektuplarla yaşadığı birtakım sıkıntıları dile getiren Fehame’nin zamanla kocasından arzusu sevilmekten çok çocuklarının geçimini sağlaması hâline gelmiştir. Evleneceği erkeğin sadece düğün günü fotoğrafını gören Fehame, evliliğinden mutsuzdur. Mutlu olan bir kadın için evlilik bir masal iken, mutsuz olan bir kadın için azaptır. Sabahat, bir gün arkadaşlarıyla birlikte gezmeye gittiğinde hafif meşrepli kadınları görür ve bu kadınları kınar. Arkadaşının evine gidince hafif meşrepli kadınları kocasıyla birlikte görür. Yaşadıklarına rağmen kocasından ayrılamaz. O dönemde kadınlar, sadakatsizliğe alışmış ve susmak zorunda kalmışlardır.


Eserde Sabahat’in, kocasının sergilediği tutumdan dolayı kendi ayakları üzerinde durmak istemesini görürüz. Sabahat’in yazdığı mektupta görümcesinin kız kardeşine “Evet, sizin gibi benim de kendimi idare edecek servetim olsa evlilik lafını ettirir miydim?” demektedir. Yani aslında o dönemdeki kadınlar, para sıkıntısı çektikleri için, mecbur kaldıklarından dolayı evlenmişlerdir. Fehame’nin, para sıkıntısı çekmemek için, eşi çocuklarına baksın diye kocasının yargılarına rağmen evliliğini sürdürdüğü görülmüştür. İtimat’ın çalışıp okumayı istemesi bize “mücadeleci kadın” karakterini verir.


Fatma Aliye Hanım’a kadar kadın ve kadın ile ilgili problemler sadece erkeklerin tartıştıkları bir alan iken ilk defa Fatma Aliye Hanım, romanları ile daha önceki Osmanlı romanlarında çizilen kadın tipine alternatif örnek bir “kadın tipi” ortaya koymuştur. Bu dönemde hep erkek yazarların gözünden eserler yazılmıştır. O yüzden kadınlardaki ince detaylara bakabilme özelliğini ya da naif anlatımı, nazik dil kullanımı eserlerde pek görülmemiştir. Tanzimat Dönemi erkek yazarları; kadınları, hafifmeşrep bir kadın olarak yani erkekleri kandıran, erkekleri genelde kullanan, parasını yiyen kadın olarak çizmişlerdir. Ancak Fatma Aliye, kızların evleneceği erkeği görmeden evlenmesine, evlilik konusunda kızların görüşlerinin alınmamasına karşıdır. Fatma Aliye, eserlerinde kadını ön plana çıkarmış, edebiyatımızda kadınların gücünü ortaya koymuştur.

Yorumlar

  1. Hatice Nur Çelebi 25 Kasım 2020 at 1:18 pm

    Bu değerli eseri bizlere bu özel günde sunduğun için çok teşekkür ederim. Çok güzel bir yazıydı. Kalemine sağlık Goncacığım⚘

    Cevapla
    1. Gonca Erdem 25 Kasım 2020 at 1:51 pm

      Çok teşekkür ederim ☺️

      Cevapla
  2. Aynur Gürsoy 25 Kasım 2020 at 1:22 pm

    Harika👏👏👏❤

    Cevapla
    1. Gonca Erdem 25 Kasım 2020 at 1:51 pm

      Teşekkür ederim 😊

      Cevapla
  3. Aybuke Selda Çınarlıdere 25 Kasım 2020 at 6:26 pm

    Çok güzel anlatmışsın, bayıldımmm. Kalemine sağlık. 👏

    Cevapla
    1. Gonca Erdem - Yazar 26 Kasım 2020 at 1:13 pm

      Teşekkür ederim 😊

      Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir