Kadına şiddetin artmasında etkili olan en büyük nedenlerden birisi sevgisiz, vicdansız, samimiyetsiz neslin yetişmesidir.

Yetişen nesilin tarihinden, kültüründen ve dininden uzaklaşması kadına şiddetin artmasındaki temel etkenlerdir. Fende ve matematikte kendini geliştiren birisi bilimde iyi bir yerlere gelebilir ama tarih, edebiyat ve dinde kendini geliştiren insan vicdanlı, kültürlü ve asil bir insan olarak karakterinin oluşmasını sağlar.

Türk tarihine değinip Kazak Türklerinde kadına olan değeri anlatan şu olayla başlayayım.

Cengiz Han bir gün hanlarını toplar ve; “Ben sizin hanınızım…”
Yanındaki eşini göstererek; “Bu da benim hanım.” Der. Hanım sözcüğünün kökeni olarak bu hikaye gösterilir.

Kadın; diğer devletlerin aksine, kadim Türk kültüründe erkeğin tamamlayıcısı olarak takdim edilirdi ve hiçbir iş kadın olmadan yapılmaz, hiçbir yolda erkek tek başına rol almazdı. Orta çağın en büyük gezgibi olan İbn-i Batuda, Seyahatname’sinde Türklerde kadının konumuna şaşırarak; “Burda tuhaf bir hale şahit oldum ki Türklerin kadınlarına gösterdiği hürmeti göstermek için, Altay Türklerinde kadının yüceliğini anlatmak için Altay dağının en tepesine “Kadın Başı” ismi verilmiştir.
Bunun aksine medeniyetin merkezi sanılan bazı devletlerde kadın insan yerine dahi koyulmaz, onlara isim bilr verilmezdi. Bazı yerlerde ise kadın evlenene kadar babasının, babası yoksa erkek kardeşinin himayesinde olur, kendi kararını kendisi veremezdi.
Bu himayelere göre anlaşıldığı üzere kadın; zayıf karakterli, günah işlemeye meyilli, ve hayatını tek başına idare edemeyecek kadar güçsüz sayılırdı. Geçmiş dönemlerde de bu böyle süregelmekteydi. Kız çocuğu sahibi olmak bir utanç kaynağı kabul edilir, bu yüzden bu masum bedenler toprağa diri diri gömülür, katledilirdi.

Çok uzak olmayan bir zamanda, İngiltere’de erkekler kadınları satabiliyor, pis bir varlıkmış gibi davranıyordu. Kadın, kocasının yemek yedigi sofraya dahi oturamazken ülkemizde seçme ve seçilme hakkı kadınlara bahşedilmişti.

Kocaları kadarlardı. Hatta kocaları öldüğünde kadınları diri diri yanına gömülürdü. Sadece erkekler değil, kadınların sessizliği de onların katiliydi.

Bunların aksine Türklerde kadına verilen değer Yaradılış destaninda da konu olmuştur. Bu destana göre; Tanrıya insanları yaratması icin ilham veren Ak Ana isimli bir kadındır.
Kadın, Tüm kainatın yaratılmasına sebep olan ilham kaynağı olmuştur. Hatta bu ve diğer destanlarda kahramanların anneleri ve eşleri hep ilahi ışıktan varlıklar olarak tasvir edilmiştir. Bu semavi tasvir Türklerde kadının ne kadar kutsal kabul edildiğinin kanıtıdır.
Diğer toplumlarda sıklıkla görülen kadın ticareti ve kadın şiddetini Türk töresi şiddetle men etmiştir.

Bunun en güzel örneği icin de yine bir destana değineceğim. Manas destanında Manas, Soğruk Han ile savaşarak onu yendiğinde Soğruk Han’ın kendisine kadınlar göndermesine tepkisini şöyle gösterir:
“Ben hanlığı yağmalamadım diye hediye edilen kızı zorla zevceliğe almam. Bu gönderdiğin otuz kıza hediyelik demeyelim, onlara bu muameleyi göstermeyelim.”

Kültürümüzün temelini oluşturmakta önemli bir eser olan Dede Korkut Hikayeleri’nde ise Dede Korkut, kadınların sadece evde durması görüşünü reddetmiş hatta onlara güreş, ok atma, kılıç tutma, at binme gibi beceriler kazandırmıştır. Bu yüzdendir ki bu hikayelerde Türk kadını yiğit, çevik ve güçlüdür.

Daha da eskiye dayanacak olursak, Bilge Kağan Hanlığında Ana Hatun söze büyük annelerin, halaların teyzelerin ve prenseslerin adını anarak başlarmış.

Erkeğin dört adım gerisinde olmayı değil, yanında olmayı gururla taşıtı Türk kadını!

Hatunlara da Hanlara verildiği gibi Kağan unvanı ve tıpkı erkekler gibi ülkeyi yönetme hakkı verilirdi. Buyruklar; Hatun ve Han emrediyor ki diye başlardı. Güzelliği ve yiğitliği ile tanımlanan Türk kadınının bir diğer özelliği ise İtalyan Gezgin Marco Polo’ya göre ahlaki temizliğidir.

Günümüzün aksine eski Türk toplumlarında kadına yönelik haksızlıklar en büyük cezalarla cezalandırılırdı. Tecavüze uğrayan kadın toplumdan dışlanmaz aksine sahip çıkılırdı. Şimdiki gibi tecavüzcüsüyle evlendirilmesi veya ceza ertelenmesi gibi durumlar söz konusu değildi. Kutadgu Bilig’te Ay Toldu oğlu Ogdilmiş’e nasihat verirken “oğul ve kız eşittir hakikati gören gözün nurudur.” der.

Türklerin Müslümanlığı kabulünden sonra Hazreti Muhammed’in sözü hep dikkate alındı. O der ki; “sizin kadınlarınızın üzerinde hakkınız olduğu kadar kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır.”

Yahya Gümüş 

1 Yorumlar

  1. Hatice Nur Çelebi 25 Kasım 2020 at 5:43 pm

    Farklı kaynaklar vererek bizlere açıkladığın kadını hep böyle ağızlardan dinlemek dileğiyle… Kalemine sağlık çok güzel bir yazıydı arkadaşım.

    Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir