Kadın olmak zordur şu hayatta. Daha hayata gözlerinizi açarken üç sıfır yenik başlarsınız.
Anneniz dahi size gebe iken erkek çocuk hayali ile süsler düşlerini. Çünkü ona da öyle öğretilmiştir. Kurt ulusundan gördüğünü işler her zaman.
Düşünsenize bir toplulukta bir sessizlik oldumu bi yerde bir kız doğdu her halde denir.Yalan da değildir hani. Yıllarca bir hanede oğul dünyaya geldiğinde anons etmek, mutluluğunu paylaşmak için baba ateş edermiş havaya. Kız doğarsa çıt yok.
Sanki kız evlat sahibi olmak utanç verici bir şeymiş gibi.
Şimdi bir çoğunuzun o kadar da değil, abartmayın dediğini duyar gibiyim. Ama tam da bu kadar işte. Bunlar fazlasıyla yaşandı bizim ülkemizde. Hatta tüm dünyada.
Üst üste üç dört tane kız evlat doğuran kadınların üzerine, bu erkek çocuk doğuramıyor diye kuma getirildiğini gördüm ben. Bakınız duydum demiyorum gördüm diyorum. Sanki doğan evladın cinsiyetini kadın belirliyormuş gibi.
Ne kadar cahil bir düşünce. Ne kadar korkunç bir zihniyet.
Ee okumamış toplumlarda bunlar kaçınılmaz acı gerçeklerdir.
Oysaki biyoloji okuyanlar bilir ki kadınlarda sadece +( iks) kromozumu bardır. Erkeklerde ise hem iks hem de ‘y’ kromozomu.
İki tane’+’ kromozomu bir araya gelirse kız çocuğu bir ‘+’ ile bir ‘y’kromozomu bir araya gelirse erkek çocuğu dünyaya gelir.
Kadere, takdir-i ilâhiye inanmıyorsanız dahi cinsiyeti belirleyen babadan gelen kromozomdur. Eğer ortada bir suçlu var ise bu kadın değildir efendiler.
Ama yıllarca bununla da suçlandı kadınlarımız.
Evet kadın olmak zordur bu hayatta.
Yine gördüğümden örnek veriyorum.Doğumu kritik olduğu halde köyden şehire getirilmeye gerek görülmeyen ve doğumda hayatını kaybeden , bir bölük çocuğu ortada kalan kadınlar tanıdım ben. Ya da doğurduğunun ertesi günü sancılanıp doğumunun başladığı pakla ( fasülye-barbunya) tarlasına geri götürülüp pakla yolmaya giden kadınlar bilirim.
Elinde koca bakır satırlarla su taşırken önündeki aheste aheste eli arkada yürüyen adamı geçip gitmesi ayıp olduğu için cebelleşen ama dağdan sırtında odun şeleği ile inmesi ayıp olmayan zamanları da bilirim.
Karısını doğuma şehre indirme gereksinimi duymayan o acımasız adamların Sarıkızlarının doğumu geldiğinde gelip şehirden baytar götürürlerdi aman ha ineğimize bir şey olmasın diye. Kadın evindeki inekten ucuzdu çünkü.
Ucuzdu ya! Elin evladı ele ucuzdu çünkü.
Diyarbakır’da bulundum yıllarca. O vakitler Diyarbakırlı birine kaç kardeşsiniz dediğinizde misal 6 kardeşiz. 5’de kız var diyorlardı. Ne acı değil mi?
İşte size kadın olmanın zorlukları.
Kızınız olur, edepli olsun, ahlaklı, namuslu olsun diye ihtimam gösterirsiniz. Bir dünya yasaklar koyarsınız. Ama oğlunuz olduğunda daha üç yaşında hadi söv şu emminin hanımına dersiniz, sövdürüp pişkin pişkin gülersiniz. Evet bir dönem böyle yetişti oğlan çocukları. Anayı, bacıyı, avradı küfür etme aracı olarak gördü. Üç yaşında bu değerlere küfreden 30 yaşında da tatbik edecektir elbette. Şiddetler, tacizler, tecavüzler eksik olmayacaktır ne yazık ki. Öyle oldu da.
Yine kızlar okula gönderilmedi uzun zaman. Ama hanımları hastalanınca fellik fellik kadın doktorlar arandı.
Kız çocuğu büyürken sevmek, aşık olmak, ya da erkek arkadaş haramdı ve günahtı. Ayıptı. Keşke bunu oğullarınıza da anlatsaydınız da ahlaki değerlerinizi anlasaydık bizlerde. Oysa erkek çocuklarınızın sevgilisi olduğunda, kız arkadaşı olduğunda koltuklarınız kabardı, hatta harçlığını daha fazla verdiniz.
Varsın gönlünü eğlesin dediniz. Oğlunuzun gönlünü eğleyeceği kız da bir ana baba evladı değil miydi tıpkı sizin kızınız gibi.
Dedik ya elin evladı ele ucuz diye.
Hiç bir anne baba kızı ile oğlunu bir tutmamıştır o yıllarda. Hep oğulları üstün olmuştur.
Çünkü oğulları soylarını devam ettirecektir.
Çünkü oğlanı üstün tutmak, geleceğe yatırım yapmaktır. Yarın bi gün yaşlandıklarında oğulları bakacaktır onlara.Ama bu düşünce de kof çıktı yazık ki. Kız evlatlar daha düşünceli, daha düşkün çünkü.
Bu yüzden çoğu şeyi de adaletsiz dağıtmışlardır.
Ve bugün gelinen nokta….
Karısına şiddet uygulayan, canına kasteden cani düşünceli adamlar çoğaldı.
Nikah düşmeyen mahremlerine dahi kötü gözle bakabilen insan müsvetteleri türedi
Ar namus ayaklar altına alındı
Kimin eli kimin cebinde bellisiz oldu
Çocuk sorumluluğunu taşıyabilecek nesil kalmadı( ne kadın- ne de erkek)
Çocuk dünyaya getirenler de çocuklarının sorumluluklarını, yüklerini de ana babanın üzerine yıkar oldular( 60-70 yaşındaki ana babanın)
Ne kadınlar hakikatli kadın gibi yaşar oldular ne adamlar adam gibi…
Devran tersine döndü bir bakıma da.
Eskiden kaynanalar geline eziyet ederdi. Şimdilerde neredeyse el etek öpecek hale geldiler.
Belki de vaktindeki yanlış adılan adımların ceremesini çekiyoruzdur kim bilir…
Değişmeyen tek bir şey var. O da dünyanın yüküne ortak olduğu halde kadınların hak ettikleri yerde olamadıkları gerçeğidir.
Bu yere gelebilmek için cinsiyetlere bakmaksızın insan tetiştirmeye çalışmak, insan olabilmeyi, insanca kalabilmeyi öğretmeyi hedeflemek gerekir bence.
Unutmayalım ki edep ve namus yalnızca kadınlara mahsus değildir. İnsana mahsustur.Yani en az kadın kadar erkekler de edepli ve namuslu olsun ki temiz nesiller yetişsin.
Nesil bozuluyorsa dönüp bi kendimize bakmalıyız.
Neşet Babanın dediği gibi
Kadın insan
Biz insanoğulları diyordu ya.
İnsan ve insanoğlu olabilelim inşaallah.
Bunun için bir kaç şey yeter aslında.
Bu aşıyı bulmak için alim olmak gerekmiyor.
Çocuklarımıza Allah sevgisini ve Allah korkusunu aşılayalım. Onlra sevgiyi, merhameti ve vicdanı öğretelim. Şefkati, güveni öğretelim.
Tabiki de bunlar teorik bilgi ile öğretilebilecek şeyler değil. Bu güzellikleri verebilmek için model olmak gerekir. Aile içi şiidetten uzak durup eşimizi ve çocuklarımızı severek, yalandan , haramdan, küfürden, riyadan kaçarak model olabiliriz ancak.
Sözün sonundayız artık.
Kadınlar günümüz kutlu olsun hanım arkadaşlarım.

Nurgül KAYNAR YÜCE

1 Yorumlar

  1. Ebru Can Demir 8 Mart 2021 at 9:49 pm

    Daha iyi anlatılamazdı yüreğinize ve kaleminize sağlık. Sizinde kadınlar gününüz kutlu olsun.

    Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir