Edebiyat nedir? Sorusunu daha önce çok sık duymuşuzdur. Lisede ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümü kazandıysak bize sorulan ilk soru budur. Aslında ben Edebiyat kavramınında göreceli bir kavram olduğunu düşünüyorum. Çünkü edebiyat sadece duyulara değil, ruha da hitap eder hatta en çok ruha hitap eder. İnsana farklı düşündürmeyi sağlar. Bir edebiyat sever kişi olaylara durumlara her zaman farklı yerden bakar. Olaylar onun gözünde geniş çerçevelidir .Edebiyatı tanımlayan bir diğer kavram ise insanları ve onların içindeki duygu yüklü birikimi anlatmasıdır. Zaten insana edebiyatı sevdiren de budur . Zamanın bir yerinde bir insanın seninle aynı duyguları yaşamış ve o duyguları bir şekilde yazmıştır bu durum seni yalnız hissetmekten kurtarır bilirsin ki o insan seninle aynı duyguları yaşadı ve sana yardımcı olacak yazılar bıraktı . Yalnız değilsindir artık. İnsana edebiyatı sevdiren ve edebiyatı özgür kılan diğer etken de edebiyatın duyguları sevmesidir. Aşkı , üzüntüyü, hüzünü,isyanı,öfkeyi,ve en önemlisi sevgiyi sevmesidir. Edebiyat öyle bir kavramdır ki hiç açığa çıkaramadığınız duygularınızı sizden alır ve onunla öyle bir harmanlanır ki kendinizde böyle bir cevher olduğunun farkında bile değilsinizdir halbuki. Duygularımız edebiyatla özgürdür. Diğer bir etken ise edebiyat müzikten asla vazgeçemez. Şöyle bir düşünecek olursak en hüzünlü olduğunuz anda açtığınız bir şarkı size ne mısralar, ne dizeler yazdırır. O yüzden edebiyatla müzik iç içedir. Şu yakın zamanda edebiyatla sinema dünyasının da iç içe olduğunu düşünüyorum. Çünkü birçok edebi eser filme uyarlandı.Hatta bazılarını çok başarılı bulduğum bile var örneğin Sabahattin Ali ‘nin “Kürk Mantolu Madonna “adlı kitabı tiyatroya uyarlandı, daha öncelerden de film çalışması yapılmaya çalışılmış , başka bir örnek vericek olursak Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli “adlı kitabı filme uyarlandı, çok önceden çekilmiş olan Halide Edip Adıvar’ın eseri “Vurun Kahpeye” adlı kitap yine sinema filmine uyarlananlardan. Kısaca bu nokta da edebiyatı sinemadan da ayıramayız. Evet edebiyat normalde dönemlere ayrılıyor .Her bir dönemde farklı zamanlar ,farklı tarihler var. Bazı dönemlerde şiirde sav, sagu, destan, bazı dönemlerde gazel,kaside,mesnevi bazı dönemlerde semai,varsağı,koçaklama, bazı dönemlerde terkibi bent ve tercii bent , bazı dönem şiirlerinde sone,triyole terzerima kullanılmıştır. Dönemler ve kelimeler değişse de duygular ,yaşananlar ,söze dökülenler her zaman aynıdır. Hepsi bizim duygularımızdır. Bu yüzden edebiyat daha çok ruhumuza hitap eder. Duygularımızla beslenir. Yani kısaca demem o ki aslında edebiyat biziz ,bizleriz.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir