Bir anı hattı boyunca serili bilincim.
Durdum.
Bir kadın hayal edin. Saçları güneş, ufuk ve daha nice güzelliklerle bezenmekte. Ellerindeki çiçek sepeti de cabası. Çiçek satsa da ömründe bir defa olsun çiçek almayan bu çingene.
Nasıl da saf duruşu, vücudu derin.
Sizce ne anlatıyor bu sabî?
Ne için resmedilmiş yüzyıllar önce bu kağıda bu ender boyalarla. Değermiymiş resminin yapılmasına, binlerce bilinçte yer almayı haketmiş mi?
Peki bu resim gerçek mi…
Ne kadar gerçeklik iddiasında ve ne kadar gerçekçilik iddiasında olursa olsun, neticede her türlü eylem ve keyfiyetin ancak boyayla/sözlerle özdeşleşip belirmeye yazgılı olduğu şey “sanat”.
Yoksul odalarında nefessiz tükenen ayrıntıları, yaşamlar arasındaki farkı hesaplamayı bile aklına getiremeyecek vurgunlukta yorgunları, iki parmak arasında ufalanmışları, sabahın ilk ışıkları ile yollara dökülen kentin iç organlarını. Yalnızları, mutsuzları, umudu bile/bilmedikleri için umutsuz olduklarını dahi bilmeyen şuursuzları. Yitirilmiş yaşamları ve insan eksiklerini dile getiren ah bu sanat.
Değişiyor şimdi görüntü. Hatıranızda canlansın beyaz saçlı adam. Bir portre bu. Bu sabî peki, Dük veya Kont mu?
Dalgalanmış saçları bakınsana, elleri kirli göğsündeki düğmeleri iliklerken ressamına kibirle bakıyor. Biliyor mu bu resim aynası tüm dünyaya onun kara nefsini gösteriyor? Bu resim hangi faciayı anlatırsa anlatsın içimizde ürpettiği ilk duygu hayranlık.
Karanlıkları da resmeden her yaratıcı gibi sanıyorum ki ressamın yüzü de acının çehresi. Kim böyle kibirli bir portreyi acımadan çizebilir ki…
Bunca çizilmiş manzaralar, kadınlar, adamlar ve hayvanlar. Her birine bir anlam yükleyebilirim. Bilirsiniz bu da benim görevim. Ama meyveler?
Meyveler neden çizilmiş sizce?
Ne anlatmak istemiş bunca ressam bir meyve tabağını resmederken. İç seslerinde, “bakın üzüm acıdır. Üzerindeki arıdır. Daha iyi vurulmanız daha çok ölmeniz için herhalde. Bu şeftali geçmişten ve gelecekten mürekkep çünkü. Üstelik salt kendi geçmişinden değil, sizin de geçmişinizden mürekkep.” diye mi söylenmişler.
Unutun dediklerimi. Ressamların evveliyatı ve zayiatı hakkında konuşmayı bırakalım. Zira birkaç meyve için ressamların hatrına söz konduramayacağım.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir