SAHNE 1

Hapishane hücresi(banyol).. Duvarları siyah, yıkık dökük eski bir hapishane hücresi.. duvarın parmaklıklarla buluştuğu köşeye yakın şekilde yerleştirilmiş, yere de sabitlenmiş eski, ahşap iki tabure.. yüzeyi nemden yosun tutmuş zemin… Ve nasırlı ayakların giydiği bir çift turuncu terlik.. Saat 15.30..

Sahneye Hırdinyus ve Zartakus isminde iki kişi girer. Hırdinyus hırsızlık yapmış ve yetkililere yakalanmıştır. Zartakus Hırdinyus’u bu hücreye bırakır ve sahneden ayrılır. Hırdinyus getirildiği hücreye derin derin bakar bir müddet.. sonrasında eski ahşap tabureye yönelir ve usulca oturur. Hatalarıyla baş başa kalan Hırdinyus kafasındaki sesleri susturmaya çalışmaktadır. Düşünceleriyle savaşmaktan yorgun düşen Hırdinyus taburede otururken uyku alemine dalar.. (ışıklar söner.)

SAHNE 2

(Işıklar yanar.. taburede uyuyakalan Hırdinyus’un bir ziyaretçisi vardır. Hücredeki diğer tabureye oturmuş Hırdinyus’a bir şeyler fısıldamaktadır. Hırdinyus fısıldamanın uyandırdığı ürperti ile gözlerini açar ve irkilir. Karşısında tanımadığı biri vardır ve ona çok yakın durmaktadır. Hırdinyus şaşkınlığını gizleyemez ve kendisine çok yakın duran ziyaretçiyi itekleyerek yanından uzaklaştırır.)

Hırdinyus: (Ziyaretçiye) Sen de kimsin ?

Ziyaretçi : Hiçkimse’yim.

Hırdinyus: Dalga mı geçiyorsun ? Kimsin dedim, burada ne işin var?

Ziyaretçi: Dedim ya işte Hiçkimse’yim ben. Senin ne işin varsa benim de o işim var.

Hırdinyus : Nasıl yani ismin mi Hiçkimse? Ziyaretçi : Evet ismim Hiçkimse.

Hırdinyus : Pekii burada ne işin var ve bana ne fısıldıyordun o kadar yakınımda durup?

Ziyaretçi : Sen beni tanıyorsun ve aslında beni sen konuşturuyorsun. (Hırdinyus konuşma ilerledikçe korkuya kapılır ve gittikçe sinirleniyordur.) Hırdinyus : Bu da ne demek şimdi ? Düzgün düzgün anlatamaz mısın sanki? Benim derdim bana yeter uğraştırma beni.

Ziyaretçi : Evet işte bak yaklaştın, aslında sen de biliyorsun kim olduğumu ama korkuyorsun doğru çıkmasından. Kafayı yediğini düşünürler korkusundan…

Hırdinyus : Ne dediğini anlamıyorum. Kafayı falan yemedim seni de tanımıyorum. Kim olduğunu anlatmayacaksan konuşmaya devam edip beni daha da kızdırma.

Ziyaretçi : Dedim ya sana, beni aslında sen konuşturuyorsun ve buraya çağıran sendin. Hırdinyus : ….

Ziyaretçi : Sessiz kalmak istiyorsun demek. Düşün hırdinyus düşünürsen varsın. Ama çok düşünüp de kendini de yok etme.

Hırdinyus : Ne diyorsun ama artık yeter. İsmimi söylediğimi hatırlamıyorum. İsmimi nerden biliyorsun?

Ziyaretçi : Ben burada boş mu konuşuyorum? Beni tanıyorsun Hırdinyus beni sen çağırdın ve beni konuşturan sensin. Cevabını bildiğin soruları neden soruyorsun?

(Hırdinyus daha da sinirlenir ve ayağa kalkar, hızlı adımlarla bir ileri bir geri yürümeye başlar.) Ziyaretçi : Dönüp durma başım dönüyor. Hırdinyus : Başı dönen benim neden benden bir parça gibi davranıyorsun? Kimsin nesin ne iş yapıyorsun ve benim hücremde ne işin var söyle artık kafayı yiyeceğim. Düşünemiyorum.

Ziyaretçi : Eğer düşünemiyor olsaydın ben konuşamazdım Hırdinyus. Ama sen var olduğun için değil yok olmak için düşünüyorsun. Beni de bu yüzden çağırdın sanırım.

Hırdinyus : İyice saçmaladın artık. Tamam bir şey anlatma istemiyorum. Sus ve otur.

Ziyaretçi : Bana sus deme hırdinyus. Kendi başıma yapamam bunu. Beni ancak sen susturabilirsin.

Hırdinyus: Tamam işte sus diyorum. Ben susturuyorum, sus o zaman!

Ziyaretçi : Amma salak çıktın Hırdinyus. Ben senin kafanın içindeyim aslında.

Hırdinyus : Ne diyorsun ? Bana diyorsun da sen kendini yok etmişsin hahaha.

Ziyaretçi : Cünkü ben seni yansıtıyorum Hırdinyus. Hırdinyus : Tamam artık soru sormuyorum. Sorduklarıma da cevap alamıyorum zaten. Şimdi oturup bekleyeceğim. Zartakus geldiğinde öğrenirim nasılsa buraya nasıl geldiğini.

Ziyaretçi: Fazla sevinme Hırdinyus çünkü beni buraya zartakus getirmedi beni sen çağırdın ve ben kendim geldim.

Hırdinyus : Diyelim ki ben çağırdım. O zaman geldiğin halde neden bana yardım etmiyorsun? Buraya öyle kolayca girdiğine göre beni de çıkarabilirsin değil mi?

Ziyaretçi : Kafan çalışmaya başladı hırdinyus. Yok olmaktan var olmaya doğru adımlıyorsun. Hırdinyus : Peki öyleyse hadi beni buradan çıkar. Ziyaretçi : O kadar acele etme Hırdinyus. Senin burada olmanın tek sebebi var o da yine sensin. Hırdinyus : Ben değilim, bana bunu yaptırmaya zorlayan kötü kaderim tek sebebim.

Ziyaretçi : Hayır Hırdinyus, kendi yaptığın hataları kadere bulduramazsın. Neden yaptığın iyi şeyler sorulduğunda övünçle “ben yaptım” diyorken, hatalarını kader deyip yok sayıyorsun?

Hırdinyus : Çünkü iyi şeyleri iyi insanlar yaparlar. Ve iyi oldukları için yaparlar. Ama hiçbir kötülük isteyerek yapılmaz. Ancak kader seni buna mecbur bırakır.

Ziyarateçi : Hayıır hayıırr yanılıyorsun Hırdinyus. Yaptığın iyilikler de kötülükler de senin eserin ve hiçbirini yok sayamazsın. Hiçbiryerde olmamış gibi ve hiçkimse gibi davranamazsın. Beni bu zamana dek yoksaydığın gibi yaptığın hataların da sana ait olmadığını varsayamazsın.

Hırdinyus : Senin kim olduğunu hala bilmiyorum. Nasıl seni yok saymış olabilirim?

Ziyaretçi : Ben senin düşüncelerinden biriyim ve hapishaneye düşmeden önce beni sürekli zihninin bir köşesine bırakıyordun, erteliyordun. Ama şimdi zora düştün ve beni çağırdın. Yaptığın kötülükler seni yalnız bıraktı çünkü. Şimdi büyük pişmanlık duyuyorsun ve seni buradan çıkarmamı istiyorsun. Hayır Hırdinyus, sen kaderini kendi ellerinle çizdin aslında.

Hırdinyus : Tamam ne dersen ne ile suçlarsan kabul. Hadi beni çıkar buradan.

Ziyaretçi : Hayır Hırdinyus, sen yetim bir çocuğun elinde kalan son ekmeği çaldın. Beni düşüncede bırakmasaydın ve gerçekleştirmek için sürekli ertelemeseydin şu anda bir hapishane hücresinde değil de bir şirketin başında fakirlere yardım eden, hayvanlara bir kap mama veren, yetimin başını okşayan o merhametli adam olacaktın.

Hırdinyus : Nasıl yani sen o musun?

Ziyaretçi : Bak nasıl da tanıdın beni Hırdinyus. Ben o başını okşamaktan kaçındığın, elindeki son ekmeği çaldığın o yetimin âhıyım.

Hırdinyus : Yok yok ben gerçekten kafayı yedim kabul. Düşüncelerim karşıma geçmiş benimle konuşuyor. Descartes: “Düşünüyorum o halde varım.” Diyordu meğer var olan ben değilmişim düşüncelerimmiş.

Ziyaretçi : Sen bu işi çözeceksin hırdinyus ha gayret. Hırdinyus : Ben varsam mı düşüncelerim var, yoksa düşüncelerim varsa mı ben varım? Ziyaretçi : Hırdinyus konumuz bu değil.

Hırdinyus : Bir dakika ziyaretçi, sen benim düşüncemsen, ben seni düşünmeyerek yok edebilirim o zaman.

Ziyaretçi : Buna cevap veremem hırdinyus. Çünkü cevabını sen de bilmiyorsun. Ben senin bildiklerin ve düşündüklerin kadar varım.

Hırdinyus : Ben buradan nasıl çıkacağım peki? Bunu da düşünürsem cevap verebilir misin bana? Ziyaretçi : Aslında bunun cevabını biliyorsun hırdinyus. Şu anda bu hapishane hücresinde olmadığımızı da biliyorsun. Hırdinyus : Peki o zaman nerdeyiz?

Ziyaretçi : Aslında sen derin bir uykudasın hırdinyus, rüyanın içinde rüya görüyorsun. Uykuya dalmadan önce bir iş teklifi almıştın, zengin olup çok gaddar bencil bir adam olmayı istiyordun. Küçükken sana acımayan kimseye sen de acımayacaktın. Eve dönerken de her gün aynı yerde duran ve senden para almayacak kadar gururlu o yetimi gödün.

Hırdinyus : Hatırlamıyorum.

Ziyaretçi : Kafan karıştı tabii. O yetim bile ona acımanı istemedi çünkü. Acımak ve acımasız olmak.. Çelişkiye düştün Hırdinyus. Ve bilinç altına süpürdüğün kötülükler bilincine çıkarken vicdanını sızlatıyor. İçinden çıkamadığın o vicdan, benim, Hırdinyus. Şimdi içine düştüğün o hapishaneden çık ve kendin ol. Bana ihtiyacın yok. Ama kötülük bataklığına düştüğünde “Gökyüzünü başının üstünde görmek sana yasak!” şimdi düşün, kendine gel ve çık o hapishaneden..

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir