Sahi, neden bu kadar evvel giderler? Yoksa biz mi terk ederiz bunca gönüllü kendimizi dolunayın hüznüne?
Ay büyüdükçe yıldızlar ne denli küçülüyor, gezegenler ne denli silikleşiyor…
Neden yokluklarında bıraktıkları boşluk, varlıklarıyla doldurdukları yerden bunca geniş? Her defasında kendimizi de çoğaltarak ilave ettiğimizden mi?
Neden bazı kimselerin ölümü, ölümü güzelleştiriyor içimizde?
Ayıp ettim, susuyorum.
Malum ölüler hakkında iyi şeyler söylemeliyim.
Onlarda böyle bi’ yangın yok lakin bize yaratıcıya sığınmayı öğretecek kadar güzelleşerek gidiyorlar.
Yunus, Nedim haklı mı, bir sevilenin ölümü mü güzelleştiriyor ölümü?
Peki bazı kişilerin ölümü ılık bahar yağmurlarına denk geldiği için mi munisleşmiş bir sevdaya benzer? Bundan mıdır ansızın sevilenin dünyadan göç eden gülüşüne özlemimiz?
Şarkılar söyleyen bir hanımın dediği gibi; sizler birisi ölme seviyesine gelene kadar kötü laflar sarfedip daha sonra sahte sevgiler gönderiyorsunuz.
Evet, sevgili okurum. Haklıyım.
Bazı kimseler ölünce, bir daha asla giremeyeceklerini bildiğimiz odalarına, eskisinden daha fazla sinerler. Anımsadığınız her kelimesi daha anlamlı gelmeye başlamıştır çoktan. Eline alırsınız en son ölen yazarın kitabını, ve daha önce o adamı okumadığınızı hepimiz biliriz.
Fakat vazgeçmeyin, sahte sevdanız birilerinin evine ekmek olacak. Kaç senedir rafta duran o tozlu kitap bir akşam bir cepte vücud bulacak.
Yani okurum, senin için söylemiyorum, yanındaki, diğeri için; sahte sevdan birilerinin işine yarayacak.
Yanda bahsettiğim kişi, sen arkada bırakılan bir yığın tozlu kitabın, tümcenin ve kelimenin, son ölen yazardan daha uzun ömürlü oluşunun sırrını bir çırpıda çözüverdin? Çini mavisi lambalarını, ceviz oymalı sehpalarını, bordo çizili akıtan dolma kalemini ilk gördüğün gündeymişsin gibi davran yine. Teker teker aklına bir sır düşmüş gibi hatırla bütün gülücüklerini. Bunlar hep bordo çizili kalemin oluşturduğu daireleri tecessüsle seyretmenin öğretisi.
Sen şimdi konuş.
Konuştuğun kişi son ölen yazar. Benim yanımdakilere bak nasıl olup da geriye bırakıyor, bir gün mutlaka, onların ölümlerinin bizde bıraktığı boşluğu onlarla konuşabilecek olma umudunu. Hani siz öldüğünüz gün, diye başlayan cümlelerle.

Ne denli ılık yağmurlarla uğurluyoruz kimini, zamanı ve mekanı geri saran düşlerimizden. Yeniden çocukmuşuz, yeniden bütün boşlukları doldurmuşuz.
Baharmışız yeniden.
Hayat törpülememiş daha bir ölümle bizi, mazur ve masummuşuz.
Yazdıklarımızın altına tarih atacak yüreklilikte çokmuşuz, gelecek yıl aynı günden umutluymuşuz mesela.

Ne denli ılık yağmurlarla uyanıyoruz kimini, zamanı ve mekanı geri saran düşlerimizden. Ne denli içimiz sızlıyor ya, oysa bir yangınmışız, anlamsızmışız, yokmuşuz.

1 Yorumlar

  1. Ebru Can Demir 15 Nisan 2021 at 11:15 am

    Ne denilebilir ki? Kelimeler eminim biraraya geldikleri için çok mutludur çünkü böylesine güzel bir yazının içinde olmak onlar için anlatılmaz bir mutluluktur. Velhasıl üstadım yazınızın mükemmilliyeti daim olsun başarınız baki olsun 🌹🌺

    Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir