Bize hüzün annelerimizden, kimsesizliğimiz babalarımızdan mirastır.

Her çocuk eşit şartlarda büyümez, bazılarının sakin bir ömür ile bazılarımızın ise bir kavga ile başlar hayatı. Bu sebepledir ki her çocuk aynı duygular ile tanışmaz, kimine ilk; rahatlık kimine ise mecburiyet öğretilir.

Miras para ve pul değildir bu uzun bir ömürden geriye kalanlardır, miras duygulardır. Bastırılmış duyguların nesilden nesile geçişidir.  İşte biz çocuklarımıza her şeyden önce her şeye susmayı öğrettik. Dili yeni açılan bir çocuğa doyasıya konuşma hakkı vermek yerine susmasını söyledik. Çünkü dinlemeyi bilmeyiz,   ancak sessizlik içinde hissizlik ile savaşırız buna itiraz etmek yerine kabulleniriz. Hepimiz ilk susmayı öğrendik, sevdiğimizi doyasıya söylemek yerine ayıplanma korkusu ile korkutulduk bu yüzdendir ki çoğumuz geç kaldık. Uzun uzadıya cümleler kurmak yerine evetler doladık dilimize itiraz etme şansımız yoktu bizim hayırı hiç öğrenmedik.

Seçme şansı vermedik onlara önce neyi öğrenirsin demedik en ağırı ile başlattık ömürlerini bu yüzdendir ki onları önce yokluk ile terbiye ettik,  büyük mağazalar yerine para kazanmak için sokak ile tanıştılar, rahatça yaşamak yerine ekmek için bedel ödemeyi, okul için çalışmayı ve bir parça sevgi görebilmek için bir şeyler feda etmeyi öğrendiler.

Gurbeti yaşamayı, vazgeçmeyi, konuşmamayı annelerimizden, kimsesizliği, itiraz etmemeyi, mahcupluğu babalarımızdan aldık.  Biz ilk tebessüm ile değil gözyaşı ile tanıştık. Bunu bizden önceki nesilde, bizde ve bizden olanlarda öğrenecekler bu yüzdendir ki onları lunaparklara götürmek yerine otogarlara götürüp el sallamayı gösterdik.

Biz ilk merhaba yerine hoşça kal demeyi öğrendik, bizden olana ne öğretebiliriz ki bildiklerimiz belli değil mi. Gidişlere itiraz mı etseler daha iyi yoksa sessizce allahaısmarladık deseler mi? Canları acımasın diye sevmemeyi öğrettik zannederken, onlar sevdiler ama bu duygunun adını bilmeden yaşadılar. Aslında duygulardan korumadık onları ne olduğunu öğretmedik sadece ayıp ve günah diye iki kelimeye sığdırdık koca ömürlerini. Kaçırdığımız bir nokta vardı biz onları; kardeşlerini, annelerini, babalarını ve hatta sokaktaki bir kediyi bile sevmemeye alıştırdık, onları korumak yerine merhametsiz ve insanlıktan mahrum yetiştirdik. Onları çocuk olarak görüp kurdukları evcilik oyunlarına dâhil olmak yerine büyük insanlar gibi bu gidişleri sorgulamadan kabullenmeleri gerektiğini söyledik ve sonunda buna alıştırdık nedenler yerine pekiler yamaladılar dillerine.  

Biz bu mirasları annelerimizden ve babalarımızdan aldık itiraz etme şansımız yoktu demeyeceğim biz itiraz etmeyi hiç öğrenmedik şimdi sıra yeni nesilde onlar daha bir duygusuz olacaklar duyguları bastırma sırası onlarda, çok şey kaçıracaklar yol ayrımlarında hep aydınlığı seçip karanlığa cesaretsiz olacaklar sağlamcı, diye büyüteceğimiz nesil aslında var olduğu bile ispatlanamayan varlıklar olacaklar, bir şeyleri hissederek yaşamak yerine karın tokluğu için her şeyi alelacele yaşayıp en iyi bildiklerini yapacak çalışacaklar, daha bir mutsuz yetişecekler, çünkü hiç kimse bir başkasına bilmediği bir şeyi öğretemez.

Yorumlar

  1. Gonca Erdem 12 Mayıs 2021 at 4:58 pm

    Değerlerimizi kaybettiğimizin acı gerçeği bu kadar güzel anlatılabilirdi. Kalemine sağlık 🥰

    Cevapla
    1. Diliruba Yetimoğlu 30 Mayıs 2021 at 9:27 am

      Çok teşekkür ederim efendim.

      Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir