Odaların kapılarına kilitler vurup takvim yapraklarını koparmayı bıraktım senin gidişine şahit olan her şey ile küstüm çiçeklerimin yaprakları sararmış dallarında, düşmemişler bana inat. Çiçeklerimi senden çok severdim diye şikayet ederdin hep, senden sonra oldukları odanın kapısını kapattım su vermeyi unuttum. Şimdi koca evde küçücük bir odayı seçtim kendime, çiçek koymadım oraya.

Mutfaktaki takvim yaprağını senin gidişine sabitledim koparmadım bir daha, zamanı durdurdum, yıl geçti üzerinden, yeni yılın takvimini asmadım.

Sanki oturduğumuz odanın kapısını açsam çiçeklere selam versem senin yemek yaptığın mutfakta heyecan duyarak yemek yapsam seni unutacağım.

Artık sabah kahvaltılarını alelacele hazırlayıp, akşam yemeklerini özenmeden yapıp çıkıyorum mutfaktan takvime gözüm ilişmesin diye takvimin üzerindeki saate bakmıyorum.

Bazen de tam tersi, seninle yıllar geçirdiğimiz odada oturup fotoğrafına karşı kitap okuyorum, fotoğrafın bana bakmıyor.

Senden sonra işte çiçekler eski ehemmiyetini kaybetti, sana yaptığım tatlıları zorla yapıyorum, kek kalıplarını yıkıyorum hemen severdin sen pişmemiş kek harçları yemeyi.

Yeni kitaplar alıyor ama seninle sevindiğimiz gibi sevinemiyorum onlara, rast gele rafa koyuyor görev gibi okuyorum, tozlarını alırken dokunuyorum sadece. Senin bana aldığın 835 satırı bir daha hiç okumadım seninle gezdiğimiz sokakları görmemek için çıkmıyorum dışarıya mecbur kalınca ise arabada yan koltuğa bakmadan seyahat ediyorum.

Odamın penceresinden bakmıyorum, sen oradan görünen manzarayı çok severdin şimdi perdeyi açınca binalara dalıyor gözlerim olamayacağım yerlere gidiyor ruhum, bedenim camın önünde.

Senin gidişin beni bilmediğim okyanuslara sürükledi, sen ordasın ve ben senin ne halde olduğunu bilmiyorum. Şairin de dediği gibi işte sen ordasın ve orası ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir