Mahmut Hocayı, Hafize Anayı, İnek Şaban’ı, Güdük Necmi’yi, Damat Ferit’i, Vecihi’yi, Badi Ekremi, Al yazmalı Asyay’ı, Postacı Adem’i, Kapıcı Veysel Efendi’yi, Belediye Çöpcüsü Abdi’yi, Kibar Feyzo’yu, beş çocuk annesi Sultan’ı sevmeyen var mı?
Var mı sevmiyorum diyenimiz? İlla ki vardır, ama Kemal Sunal’ın filmleriyle büyüyen biri olarak insanların Yeşilçam sevmemesi bana çok tuhaf gelmektedir. Hangimiz o filmleri izlediğinde o yıla gitmek istemez ki? Bütün sıcaklığın, aile içi komedinin en yoğun olduğu yıllar. Kendi hayatımızdan bir şeyler bulduğumuz yıllar.
O yıllardaki film karakterlerini kendimizle özdeşleştirdiğimiz yıllar. Herkesin mutlu olduğunu düşündüğümüz yıllar.

Namık Kemal tiyatroyu en eğitici yöntem olarak kabul eder, ben de sinemanın insanda aynı etkiyi yarattığını düşünüyorum yani insan bir filmde ne görürse onu kapar görüşündeyim.
Peki biz Yeşilçam sinemasında ne görüyorduk? Dostluk, sadakat, iyi yüreklilik, merhamet, vefakar sevgili, fedakarlık, emek vb. daha sayabileceğim çok şey var.
Bu yüzden Yeşilçam. O zamanın insanıyla şimdinin insanını karşılaştırsak tabi ki çok büyük faklar görürüz. En başta konuşma biçimi düzgündür. Her şeyden önce o dönemdeki insanlar birbirine karşı saygılı, kibar ve anlayışlıydılar.İşte bu durumda diyebiliriz ki bunların hepsini bize Yeşilçam sineması öğretti. Hayatımızdaki yeri çok büyük. Ne usta oyuncular yetiştirdi Yeşilçam.

Türkan Şoray, Adile Naşit, Ayşen Gruda, Tarık Akan, Şener Şen, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Halit Akçatepe, Kemal Sunal ve daha sayamayacağım nice usta oyuncular. Her film sonrası mutlaka bir ders çıkarırdık iyi yahut kötü. Her film hem güldürür hem de düşündürürdü. Bu filmlerde hiçbir zaman arada kalan iyi ya da kötü olduğu belli olmayan karakterler yoktur. İyi ve kötü karakterler keskin bir çizgiyle ayrılır. Bu filmler genelde topluma bir çıkarımda bulunması için ders verirler. O yüzden film içinde bulunduğu dönemin toplumsal sorunlarını işler bunları Kemal Sunal filmlerinde çokça görebiliriz. (Köylü –ağa çatışması, patron- işçi çatışması ). Bu filmler genelde aile konularını işlese de aşk üzerine de bir çok film çekilmiştir. Yeşilçamın aşk filmlerinde illa kavuşamayan bir çift görürüz. Bu çiftin kavuşmasını ya aileler istemez ya da hep bir engel çıkar. Bu çiftler filmin sonunda ya kavuşur mutlu olurlar ya da ikisi de ölürler. Her şey kesin ve nettir belirsizlik hiçbir zaman yoktur.
Yeşilçamda her zaman fedakar idolü vardır. Bu fedakar idolünü oynayan ya annedir ya da baba. Fedakar deyince benim aklıma direkt Münir Özkul gelir.
Fedakar baba, fedakar öğretmen hep aklımda o canlanır. Fedakar anne ise her zaman Adile Naşit’tir.
Fedakarlık ön plandadır hep.

Şener Şen ise: Komik ve babacan öğretmen, ya köğün ağası, ya emekçi işçi, ya patron, ya da komik bir amca ya da kalbimizde yer edinmiş aşık pilot.
Kemal Sunal ise haylaz ve komik bir öğrenci yahut sevdiğiyle evlenmeye çalışan, hakkını arayan garip bir köylü
Tarık Akan: Çapkın, şıpsevdi yakışıklı bir delikanlıdır her zaman.
Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisi: Hazine bulmak için şehre gelen Abi – kardeş.
Halit Akçatepe: Sınıfın espritüel haylaz öğrencisi.
Türkan Şoray: Ya filmlerde hep esas kadındır ya da aldıtalan ve intikam alan ama çok komik sahneler orataya çıkar genelde. Ve daha sayamayacağım nice rol ve karakterler.
Hepsi bu rollerle ilk önce aklımıza sonra kalbimize kazındılar.

O yıllar bir daha gelmeyecek ama eminim ki bir ömür daha unutulmayacak. Hepimizde izler bırakan kendimizle özdeştirdiğimiz onca karakterler.
Onlar geri gelmese de bu ülke o yılları ve o filmleri asla unutmayacak. Aksine her zaman yaşatacak ve her zaman her nesile gururla anlatacak…

Sena Nur Köroğlu

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir