Ben şiddetin can aldığı, çocukların annesiz kaldığı, bir kardeşin ablasız ve annesiz kaldığını gördüm. Ben etimle kemiğimle ruhumun her zerresinde bunu hissettim. Tek bir sinir anı diye nitelendirdiğiniz o şeyin sonuçlarını izledim. Ben o gün bir ölünün ayakucunda uyumak istedim, o gün artık bu zamanda yaşayamayacağımı anladım.

Ben müdür yardımcısı olduğu okuldan dönerken sebepsiz yere kocası tarafından üç kurşunla öldürülen Ayşegül ÇELİK’in geride kalmış iki buçuk yaşındaki oğluyum, ben sebepsiz yere boynu kesilmiş Emine BULUT’un annesinin son anına şahit olan kızıyım, ben bu gün İpek ERİN’in geride kalmış gözü yaşlı annesiyim…

Aslında ben bu gün hiç bir şeyim, ne geride kalan çocuklara anne, ne ağlamaya bile utanan babalara evlat ne de benim kızım niye öldü diye feryat eden annelere kız çocuğu olamam, ama bunu yazabilirim bunu size duyurabilirim size aslında bunun normalleştiremeyeceğimiz bir şey olduğunu kelimelerim ile çığlık çığlığa anlatabilirim.

Sen sayın okurum televizyondaki kadın cinayeti haberlerini kapattığında, gece evinde sebepsiz yere dayak yiyen komşunu sabahsı görmezden geldiğinde, metro da, sokakta, caddede rahat yürüyemeyen acaba birileri beni takip eder mi korkusuyla markete dahi inemeyen her kız çocuğundan ve her kadından sorumlusun. Sen onlara arkanı döndüğünde senin evladın, senin eşin, senin baban bunu normal görür.

Dönme sırtını yürüyüp gitme dur bir bak elini uzat en azından belki bir çocuğu annesiz bırakmaktan kurtarırsın. Sen elini her uzattığında, elinin yetişemediği yerlere fikirlerinle karşı çıktığında, ne olursa olsun bir insanın ölümüne; hiç bir dinin, hiç bir meşrebin, hiç bir zihniyetin doğru bulmadığını her savunduğunda senin evladın da yanındaki arkadaşın da bunun yanlış olduğunu bilecek, ama sen öldürülenleri ayırdığında bu hak etmiş, bu hak etmemiş, bunun o evde ne işi varmış, bu devirde erkeğe güvenilir miymiş diye kelimeler sarf ettikçe seninle birlikte yanında ki herkes bunu normalleştirecek.

Bir insanın yaşamına son vermek, nefesini kesmek, özgürlüğünü kısıtlamak hiç bir zaman doğru olmayacak, ben elim kalem tuttuğu müddetçe, hiç bir kadının ölümü hak etmediğini savunacağım, ben nefes aldığım müddetçe şiddete dur diyeceğim.

Ve sen sayın okurum yalnız 25 kasım kadına şiddete hayır gününde değil her gün şiddete hayır demeyi bil, hepimiz bir diğerinden sorumluyuzdur.

Yorumlar

  1. Aybuke Selda Çınarlıdere 25 Kasım 2020 at 10:29 pm

    Çok güzel bir yazı olmuş, kalemine sağlık 👏

    Cevapla
    1. Diliruba Yetimoğlu 1 Aralık 2020 at 7:33 pm

      Teşekkür ederim.

      Cevapla

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir