Affetmek iyi insanların intikamıymış, kendim dâhil kimseyi affedemediğimde anladım kötü biri olduğumu.

Biz insanoğlu ya affedip yine aynı hataya bile bile yürüyor ya da hiç affetmeyip zindana çeviriyoruz hayatımızı. Ya affediyoruz ya da ruhumuza hapsediyoruz, oysa bıraksak ipin ucunu, uçup gitmelerine izin versek çok daha kolay olacak yaşamak, onların hatalarını unutmadıkça kinimizi hep diri tuttukça biz yoruluyoruz aslında, ne yaşama hevesimiz ne de nefes alma ihtiyacımız kalıyor

Dünü bugüne mal ettiğimizde fark etmeden bugünü yok ediyoruz, bizim kinimiz hep kendimize, affedemediğimiz onlar değil kendi ruhumuz ben bunu nasıl yaparım, ona bu fırsatı ben verdim hata benim diye başlayan serzenişler altında ezilip kalıyoruz, dışarıdan bakan gözlere ise affedemediğimizi onlar gibi gösteriyoruz bir nevi kaçıyoruz insanların yargılamalarından. Önce kendimizi affedelim affettikçe iyileştireceğiz ruhumuzu, evet belki hep tetikte yaşamak hep güvenmeden ilerlemek bizi güvende hissettiriyor, sanki böyle devam etsek bir daha hiç hata yapmayacağız oysa affettiğiniz zaman başlar yaşamınız ruhunuzu affedin bırakın nefes alsın yine düşsün yine incinsin ama nefes alsın.

Unutmasak hep diri tutsak bu kini, ilk affetmemekten kendimizden başlasak onları yaşamımızın sonuna kadar ruhumuzda yaşatsak ne değişecek yara hiç kapanmayacak kendimiz ile olan bu kavga hiç son bulmayacak, neyi geri alabiliriz ki hatalarımızı mı yaşattıklarını mı? Biz bunları zihnimizde yaşattığımız müddetçe aslında yavaş yavaş tüketiyoruz kendimizi.

Affetmek değil mühim olan unutabilmek, onları unutup kendimizi affedebilmek. Onlardan vazgeçtiğinizi unuttuğunuzu göstermenin en iyi yolu daha dik yürümektir, her bir ihaneti barındırmak yerine azim ile vazgeçmeden ilerleyebilmektir bu yolda, belki de bu yüzden affetmek iyi insanların intikamı.

Bir gün gelecek unuttuğunuzu bile unutacaksınız çok daha kolay yürüyeceksiniz, eskiden adım dahi atmaya korktuğunuz yollarda.

Affedelim hiç olmadı unutur daha kolay nefes alırız, evet yeniden yürümeye korkarız, hayatımızda ki yaraları kaparız da izleri hep var olur bizim o izleri silmemiz mümkün değil siz izlerin dahi varlığını unutacaksınız, önce kendimizi affedelim, en azından geri getiremeyeceğimiz zamanlara hiç gidemeyeceğimiz yerlere barınamayacağımız zaman dilimlerine olan derin derin dalmalarımızı aşarız belki.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir